ASAYİŞ · GÜNDEM

Gazeteci Aydan Yıldırım: Kendi Hikayemi Kendim Yazar Fırtınada Kimsenin Gölgesine Sığınmam

30 Yılı Aşkın Mesleki Tecrübe, Medyadaki Dönüşüm ve Özgür Bir Türk Kadınının Tek Başına Verdiği Onurlu Mücadele. Ben Aydan Yıldırım Kendi Hikayemi Kendim Yazar, Fırtınada kimsenin gölgesine sığınmam.

Gazeteci Aydan Yıldırım: Kendi Hikayemi Kendim Yazar Fırtınada Kimsenin Gölgesine Sığınmam
Yazı Boyutu:
100%

1992 yılıydı… Henüz liseli bir gençken mikrofonun başına geçtiğimde, o tılsımlı sesin insan hayatına nasıl dokunacağını ve bu mesleğin benim tüm kaderimi çizeceğini biliyordum. Radyo spikerliği ile başlayan o ilk heyecan; zamanla TV spikerliğine, haber sunuculuğuna, programcılığa ve nihayetinde hakiki gazeteciliğe evrildi. 1993 Yılında Özvatan haber gazete deneyimimi de unutmayalım

Eskiden internet yoktu, haberin kokusu sokakta alınır, gecenin sıcağında derlenir ve ancak ertesi gün gazete sayfalarında halkın önüne gelirdi. Dünün haberiyle güne başlanırdı. İşte bu yüzden gazetelerden çok, halkın kalbinin attığı yer radyolardı. Haber en hızlı radyodan yayılır, TV’ler ise onu ikinci sıradan takip ederdi. Ulusal gazeteler elden ele gezerken yerel basına pek rağbet edilmez, yerel gazeteler çoğunlukla eleman ilanı için alınırdı. Hatta biz radyocular, zamanla o eleman ilanlarını da canlı yayında seslendirerek yerel basının pastasından biraz çalmış bile olabiliriz…

O dönemde gazeteler reklam bulmakta zorlanır, gazeteciler maddi imkânsızlıklarla boğuşurdu. Bizler ise radyolarda hem güzel gelirler elde eden hem de sokakta tanınan, sevilen popüler isimlerdik.

Sonra internet hayatımıza girdi. Ve ne yazık ki dengeler altüst oldu…

Bugün kim gazeteci, kim radyocu, kim TV yapımcısı belli değil. Mesleğin ilkesini, ahlakını bir kenara bırakan herkes ucuz bir show'un peşinde. Oysa ben radyo ve ekran kökenli bir gazeteciyim. Habere sadece kuru bilgiyi değil; ruhu, duyguyu, hüznü ve mutluluğu katarım. Yıllarca sadece sesimle insanları radyo başına kilitlemiş, o duyguyu iliklerine kadar hissettirmiş bir yayıncıyım.

Gazetecilik tutkum da hep o yıllardan beslendi. Fotoğraf çekme merakım, kimsenin görmediği ya da cesaret edip gündeme getiremediği gizli kalmış gerçekleri ortaya çıkarma arzum sayesinde daha 18 yaşıma basmadan Akın Günlük Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Mustafa Bey’e az haber derleyip vermedim… Üniversite eğitimim de işte bu yoğun çalışma temposunun, sahada verdiğim emeğin arasında başarıyla tamamlandı.

Şimdi "Google Amca"dan iki satır bilgi derleyip kendini gazeteci sananlara inat, biz bilgiyi halen hafızamızda, tecrübemizde ve beynimizde taşıyoruz.

Girdiğim, çalıştığım her kurumda her zaman en iyisi oldum. Hiçbir zaman figüran olmadım, alt rollere soyunmadım. Başarı benim hayat felsefem oldu; durmak, yorulmak nedir bilmedim. Bugün ufacık bir iş yapıp sanki dünyaları kurtarmış gibi övünenleri gördükçe sadece gülümsüyorum.

Ben bu dünyaya bir toprak ağasının torunu olarak geldim. Maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacım yoktu. Ancak ailesinden tek bir kuruş almadan, kimseye eyvallah etmeden yaşamak için henüz 15 yaşında radyo mikrofonunun başına geçtim. Benim mücadelem para için değil; başarı odaklı bir mutluluk, kendi ayakları üzerinde durabilme gururu içindi.

Radyoculuk, spikerlik, gazetecilik benim için hiçbir zaman sadece bir geçim kapısı olmadı. Bugün bakıyorum; bazı gazeteciler sürekli ekonomik zorlukları öne sürerek haberciliği bırakmış, adeta birer reklam ajansı gibi çalışır hale gelmişler. Ben onlar gibi olmadım. Çünkü ben bir kadının gücünü, tırnaklarıyla kazıyarak nerelere gelebileceğini göstermek için yaşıyorum.

Onlarca, yüzlerce kişilik basın ordu ve kadrolarının karşısında tek başıma, dimdik duruyorum. Benim yanımda tek bir kameramanım olur, başkasına ihtiyaç duymam. Hatta çoğu zaman ona bile gerek kalmaz… Teknolojiyi öyle bir kullanırım ki; rejiye de, kameraya da ihtiyaç duymadan tek başıma yayını yapar, haberi hazırlarım.

Birbirini ağırlayan, "sen harikasın, sen başarılısın" diye birbirine torpil geçen, yapmacık övgülerle gündem tutmaya çalışan meslektaşlarıma inat; ben Kayseri’den bütün Türkiye’ye bir kadının kimsenin desteği olmadan, arkasında bir güç odağı olmadan mesleğine aşkla bağlı kalarak nasıl ayakta duracağını gösteriyorum.

Birileri gece başını yastığa koyduğunda, elde ettiği sözde başarıda kimlerin eli, kimlerin torpili olduğunu gayet iyi biliyor… Ben ise kendi başarımı kendi alnımın teriyle kutluyor, tek başıma verdiğim bu onurlu mücadelemle gurur duyuyorum.

Sevgili, eş ya da arkadaş desteğine sığınmadan; özgür, başı dik ve hayatını kimseye minnet etmeden, töresine ve değerlerine uygun yaşayan tüm güçlü Türk kadınlarına selam olsun!

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!