ASAYİŞ · GÜNDEM

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden: Yayladan Köye Uzanan Estetik.. Karadeniz'de Zerafetin Geçit Töreni!

Karadeniz kadınının ellerindeki emek, sadece kıyafetlerine değil, dokunduğu her yere, hayatı paylaştığı her canlıya yansır. Yöresel giysilerdeki o incecik nakışlar, zarif danteller ve sabırla işlenmiş iğne oyaları Karadeniz kadınının zerafetini yansıtır

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden: Yayladan Köye Uzanan Estetik.. Karadeniz'de Zerafetin Geçit Töreni!
Yazı Boyutu:
100%

Karadeniz kadınının ellerindeki emek, yalnızca giydiği kıyafetlere değil; dokunduğu her şeye, hayatını paylaştığı her canlıya siner.


Bir başlığın kenarındaki incecik nakışta, bir örtünün zarif dantelinde, sabırla ilmek ilmek işlenen iğne oyasında yalnızca bir süsleme değil; emeğin, sabrın, estetiğin ve kuşaktan kuşağa taşınan bir kültürün izleri vardır.

Trabzon’un Şalpazarı ilçesine bağlı Sinlice Mahallesi sakinleri, her yıl olduğu gibi bu yıl da mayıs ayında Gatağacı Yaylası’nın yolunu tuttu. Yaz boyunca yaylanın serinliğinde, sisin ve yeşilin arasında sürdürülen hayat, havaların soğumaya başlamasıyla birlikte yerini köye dönüş telaşına bıraktı.

Fakat bu dönüş, sıradan bir yayla göçü değildi.

Çünkü Sinlice yaylacılarının dönüş yolunda, Karadeniz kültürünün belki de en güzel taraflarından biri de onlarla birlikte yürüdü: zarafet.

Karadeniz kadınının sabırla işlediği iğne oyaları ve nakışlar, bu kez yalnızca insanların üzerinde değil, yaylanın ayrılmaz bir parçası olan hayvanların süslerinde de kendini gösterdi. Özenle hazırlanan renkli ve nakışlı başlıklarla süslenen inekler, adeta yayladan köye uzanan geleneksel bir kültür geçidinin parçasına dönüştü.

Yeşilin binbir tonunun arasından, sislerin içinden süzülerek gelen bu görüntü; insana yalnızca güzel bir manzara sunmuyor.

Aynı zamanda şunu hatırlatıyor:

Gelenek, sadece sandıklarda saklanan eski kıyafetler değildir. Gelenek, yaşatıldığında güzelleşen ve hayatın içine karıştığında anlam kazanan bir mirastır.

Karadeniz insanı doğayla yalnızca aynı coğrafyayı paylaşmaz; onunla birlikte yaşar, üretir, sever ve ona kendi emeğinden bir parça bırakır.

İşte o nedenle bir ineğin başındaki iğne oyasında bile koskoca bir kültürün hikâyesini görmek mümkündür.

Belki de Karadeniz kadınının asıl zarafeti tam burada saklıdır:

Elinin değdiği yerde güzellik bırakmak…

Yayladan köye dönen o renkli kafile ise bize bir kez daha gösteriyor ki; bazı gelenekler sadece geçmişten bugüne taşınmaz, her yeni dokunuşla yeniden hayat bulur.

Ve bazen bir kültürün hikâyesini anlatmak için uzun uzun konuşmaya gerek yoktur.

Bir iğne oyası, bir nakış, bir yayla yolu ve emekle süslenmiş bir hayvan yeterlidir.

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!