Bir annenin sevgisi, bir kızın geleceğini nasıl değiştirdi?
Aydan Yıldırım'ın Kaleminden
Bazı anneler çocuklarına yalnızca hayat vermez, onların hayallerine de hayat verir. Benim annem Ayten Şenol Onur da onlardan biriydi.
1992 yılında, henüz 14 yaşındayken Bünyan Belediyesi'nin radyosunda spiker olarak mesleğe başladım. 1993 yılında Dostlar FM isimli bölgesel radyonun kuruluş aşamasında görev aldım. Genel yayın yönetmeni, haber müdürü, personel müdürü… Kısacası radyonun her işine yetişiyordum.
İşimi o kadar seviyordum ki radyo benim ikinci evim olmuştu. Bazen eve gitmiyor, üst kattaki dairede kalıyordum. Henüz 15 yaşındaydım ama sorumluluklarım büyüktü.
Radyo sahibimiz Dursun Çetinkaya ve eşi Hatun Hanım beni kendi evlatları gibi severdi. Dursun amcam anneme, “Aydan benim ikinci evladım. İzin verirsen onu kızım olarak üzerime kaydettirmek isterim” diyecek kadar bana bağlıydı.
Annem de her gün yanıma geliyor, yemeklerimi getiriyordu. Ancak benim bilmediğim bir şey vardı. Annem, kızının bu mesleği ne kadar sevdiğini görmüş, bunun geçici bir heves olmadığını anlamıştı. Kimsenin yanında eleman olarak çalışmamam, kendi işimin sahibi olmam için bütün birikimini kullanarak radyonun yüzde 50 hissesini satın almıştı.
Üstelik bundan benim haberim yoktu!
Bir gün anneme, her gün radyoya geldiği için takılarak, “Anne, seni de işe alalım, zaten her gün buradasın” dedim.
Annem bana radyonun yüzde 50 hissesini satın aldığını söyledi.
İşte o gün öğrendim ki annem, ben farkında bile değilken geleceğime ortak olmuştu.
Daha sonra annem kendi hissesinin yüzde 25'ini, Dursun amcam da kendi hissesinin yüzde 25'ini bana devretti. Böylece henüz 16 yaşında bölgesel bir radyonun yüzde 50 hissedarı oldum. Genç yaşta medya patronluğu yolculuğum böyle başladı.
Annem Ayten Şenol Onur, ailede herkesin sözünü dinlediği, otoriter, güçlü bir hanımağa idi. Ama konu kızı olduğunda bütün dünyayı karşısına alabilecek kadar fedakârdı.
Bana yalnızca bir radyo satın almadı. Kendi ayaklarım üzerinde durmamı, kimsenin karşısında başımı eğmememi istedi. Benim geleceğime, yeteneğime ve hayallerime inandı.
Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki insanın hayatındaki en büyük servet her zaman para değildir. Bazen bir annenin sana duyduğu inanç, bütün servetlerden daha değerlidir.
Benim annem, kızının hayallerini uzaktan izleyen bir kadın olmadı. O hayallerin gerçekleşmesi için kendi birikimini ortaya koydu.
Bu dünyaya bin kez gelsem, bin kez yine Ayten Şenol Onur'un kızı olmak isterdim.
Hayatta karşılaştığım fırtınalar beni kolay kolay yıkamaz. Çünkü arkamda güçlü bir kadının sevgisi, emeği ve duası var.
Benim en büyük gururum 16 yaşında medya patronu olmak değil; Ayten Şenol Onur'un kızı olmaktır.






